Okul öncesi dönemde çocuğun gelişimi ve ilerleyen psikoloji araştırmaları

Okul öncesi dönemde çocuğun gelişimi ve ilerleyen psikoloji araştırmaları

Okul öncesi dönem, çocuğun gelişiminde çok hızlı değişikliklerin olduğu bir dönem. Bilişsel ve sosyal becerilerin temeli bu dönemde atılır. Çocuğun dil becerilerinde, dikkatinde, belleğinde ve kendini kontrol becerilerinde de önemli ilerlemeler olur.

Bunların bir kısmı biyolojik olgunlaşma, bir kısmı ise çevre ile ilişkilidir. Her ne kadar çevre çok geniş bir bağlamı ve farklı unsurları ifade etse de, okul öncesi dönemdeki çocukların gelişimini en yakından etkileyen çevre ailedir. Bu sebeple, gelişim psikolojisi araştırmaları sıklıkla anne-babaların çocuk yetiştirme tutumlarını ve anne-çocuk ilişkisini inceler. Özetlemek gerekirse, araştırmalar, erken dönemde çocuğun neredeyse tüm gelişimsel becerilerinde hem biyolojinin, hem ailenin etkili olduğunu gösteriyor.
Şu anda okumakta olduğunuz yazıda sözü edildiği bu gibi araştırma özetlerinin çoğu, yurt dışında ve genellikle İngilizce konuşulan ülkelerde yürütülen psikoloji çalışmalarından elde edilen bulguların bir derlemesi. Oysa gelişimin bazı unsurları evrensel iken, diğerleri kültüre göre farklılık gösterir. Yani farklı kültürlerde yaşayan çocukların belli bazı becerilerinin ve davranışlarının gelişim zamanları aynı olmayabilir.

Anne-babaların çocuklarda görmeyi bekledikleri davranışlar ilk 1-2 yıl içinde kültüre göre önemli bir değişiklik göstermez. Bebeğin kapasitesinin ancak sınırlı bazı davranışlara elverdiği algısı, ebeveynlerin ilk yıllarda, kültürden bağımsız olarak, benzer tutumlar göstermelerine sebep olur. Ancak çocuğun yaşı ilerledikçe, kültürel değerlerin çocuğun gelişimindeki etkisi belirginleşir, anne-babaların çocuktan beklentileri farklılaşır, çocuk yetiştirme davranışları bu kültürel değerlere göre şekillenir ve çocuğun farklı becerileri daha erken edinmelerinde rol oynar. Basit bir örnek vermek gerekirse, büyüklere saygı göstermenin önemle vurgulandığı kültürlerde, çocuktan çok küçük yaşlardan itibaren kendini kontrol etmesi ve itaat göstermesi beklenir. Anne-babanın çocuk yetiştirme davranışları bunu sağlamaya yöneliktir ve ebeveyn odaklıdır. Aile ve toplum içindeki uyumdan ziyade, çocuğun kişisel potansiyelini tanımasına ve eğilimi olduğu konularda kendini geliştirmesine vurgu yapan bireyci kültürlerde ise, ebeveynlerin davranışları bu özellikleri geliştirmeye yöneliktir ve çocuk odaklıdır.

Kültüre göre mizaç tanımı

Kültür, çocuğun hangi davranışlarının ebeveyn tarafından nasıl algılandığını da etkiler. Örneğin, Batılı kültür diye tanımladığımız Amerika ve Avrupa kültürlerinde çocuğun ürkek ve çekingen bir yapıya sahip olması çok da istenen bir özellik değil. Bu toplumlarda çekingenlik zor mizacın parçası olarak görülür.

Oysa Doğulu kültür diye tanımladığımız Asya kültüründe, özellikle de Uzak Doğu kültüründe, çekingenlik negatif bir çocuk özelliği değildir ve anne-babalar utangaç veya ürkek çocuklarını zor mizaçlı olarak tanımlamazlar. Yine gelişim psikolojisi araştırmalarından biliyoruz ki, ebeveynler bir özelliği beğenmiyor ise, o özelliği gösteren çocuğa karşı daha negatif bir tutum sergilerler. Örneğin, özgüvenli ve dışadönük olmaya çokça önem atfedilen Batılı kültürde, çekingen mizacı olan çocuk olumsuz eleştiriye maruz kalır; ebeveynin tutumu negatiftir. Bu sert tutum çekingen mizaç ile biraraya gelince, çocuğun sosyal ve duygusal gelişimi olumsuz etkilenir. Sosyal olmanın bir erdem olarak algılanmadığı kültürlerde ise, çekingen çocuk, mizacı sebebiyle negatif anne-baba davranışlarına maruz kalmaz. Bu örneklerden de anlaşılacağı üzere, hem mizaç, hem ana-babalık kültürle ilişkilidir ve çocuğun gelişimini etkiler.

Türkiye’de erken çocukluk araştırmaları az

Kültürün çocuk gelişimiyle yakından ilişkili olduğunu bilmek, bizi doğal olarak Türkiye’deki çocuk gelişiminin nasıl olduğu sorusuna yöneltiyor. Çocuğun mizaç özelliklerinin ve anne-babaların çocuk yetiştirme tutumlarının okul öncesi dönemde çocuğun gelişimini ne yönde ve nasıl etkilediğine dair bilgimizi arttırmamız gerekiyor. Genel olarak söylemek gerekirse, okul öncesi dönemde çocuğun gelişimsel süreçlerini anlayabilmek için belli aralıklarla birkaç değerlendirme yapılması gerekir. Boylamsal çalışma dediğimiz bu araştırma yöntemi, aslında sadece okul öncesi dönem değil, tüm yaşam boyunca gelişimin nasıl olduğunu inceleyebilmek için gereklidir. Diğer araştırmalar gibi, boylamsal araştırmalar da daha çok İngilizce konuşulan ülkelerde yapıldığından, gelişim psikolojisi alanındaki bilimsel bilgimiz büyük ölçüde Batı kaynaklıdır. Oysa insan gelişimi kültüre göre değişiklik gösterebildiğinden, Batı kaynaklı bu bulguların Türkiye için ne kadar geçerli olduğu araştırmamız gereken bir konu.

Okul öncesi dönemdeki gelişim, yazının en başında da belirttiğim gibi pek çok alanda çok kaydadeğer ilerlemelerin olduğu bir dönemdir. Dolayısıyla erken dönemdeki gelişimi anlayabilmek için mizaç ve ana-babalık tutumlarının tek bir beceri veya alana etkisine değil, dil, bilişsel, duygusal ve sosyal gelişim gibi çeşitli alanlara etkilerini incelememiz gerekir. Tüm bunlar gelişim psikolojisi araştırmalarının desteklenmesini gerektirir. Her ne kadar, ülkemizde bilimsel çalışmaların ancak temel bilimler ve mühendislik gibi alanlarda yürütülebildiğine dair kanı yaygınsa da, psikoloji pozitif bir bilimdir (Psikolojide araştırmalar, bilimsel yöntemler kullanılarak yapılır) ve TÜBİTAK’ın psikoloji araştırmalarına desteği son yıllarda memnuniyet verecek kadar arttı.

10 Ağustos 2021